Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimiz’in dünyaya teşrif ettiği geceye (doğduğu geceye) Mevlid-i Nebi(s.a.v) Gecesi denir. Hz. Peygamber (s.a.v) 571 yılının Rebiülevvel ayının 12. gecesi Mekke'de doğmuştur. Bu gece insanlığın Alemlere rahmet olarak gönderilen Hz.Peygamber Efendimizle buluşma gecesidir. Annesinin ismi Amine, babasının ismi Abdullah’tır. Peygamberimiz doğmadan 2 ay önce babası Abdullah vefat etmiştir. Babadan yetim olarak dünyaya gelen Peygamberimize dedesi Abdülmuttalip "Muhammed" ismini koymuştur. Bu ismi neden koydun diyenlere şu cevabı vermiştir. Halkın ve hakkın sevmesi ve övmesi için bu ismi koydum. Peygamber Efendimiz böylece hakkın ve halkın sevgilisi olmuştur. Hz. Peygamberimiz 5 yaşına kadar süt annesi Halime'nin yanında kalmıştır. 5 yaşında süt annesinin yanından alınan Peygamberimiz 6 yaşına bastığında annesi Amine ile birlikte Medine'de bulunan akrabalarını ziyarete gitmişlerdi.
Bu ziyaret bir ay sürmüştü. Mekke'ye dönmek üzere yola çıkmışlardı. Mekke yakınlarında Ebva denilen yere geldiklerinde annesi Amine bilinmeyen bir hastalığa yakalanmıştı. Biricik yavrusu Muhammed'i bağrına basıp şöyle demişti "Her yeni eskiyecek ve her şey son bulacak. Ben de öleceğim. Fakat gam yemem. Temiz bir çocuk doğurdum. Dünyaya büyük bir hayır bırakıyorum” bu sözler onun son sözleri oluyordu. Anneden öksüz ve yetim kalan Peygamberimizi dedesi Abdülmuttalip himayelerine alıyor ve ne yazık ki, 2 sene sonra o da vefat ediyordu. Sekiz yaşında amcası Ebu Talip himayelerine alıyordu. Çocukluk ve gençlik çağı amcasının yanında geçen Peygamberimize onun ticaret kavramları sayesinde ticarette mahir bir hale geliyordu. Amcası Ebu Talib'in himayelerinde iken (henüz 12 yaşına yeni basmıştı) ticaret kervanları ile Şam'a gitmek üzere yola çıkmışlardı. Yolda karşılaşmış oldukları "Bahire" isminde bir rahib onu görmesi üzerine amcası Ebu Talib'e Muhammed'i Şam'a götürmemesini söyledi. Sebebi sorulduğunda onda peygamber nurunun parladığı, Şam'da bulunan Yahudilerden bir zarar gelebileceğini ifade etti. Bu tavsiye üzerine Ebu Talib Şam'a gitmekten vazgeçti. Alışverişi orada yaparak geri döndü.
Peygamberimiz 25 yaşında iken 40 yaşında olan Hz. Hatice ile evlendi. Saadet ve huzurla geçen bu evlilikten 2 erkek 4 kız olmaz üzere 6 çocuk dünyaya geldi.
Kırk yaşına ayak basan Peygamberimiz miladi 610 yılının Ramazan ayının 27. Kadir gecesinde Nur dağında tefekkür halinde iken Cebrail (a.s) ile karşılaştı. Cebrail (a.s) "Alak suresinin ilk 5 ayeti ile Peygamber olduğu müjdeledi.
Hemen evine gelen Hz. Peygamber (s.a.v) ilk tebliği eşi Hz. Hatice ile başlıyor ve ilk İslam'ı kabul etme ilk Müslüman olma şerefine Hz. Hatice nail oluyordu.
Mekke'de bulunduğu müddetçe gelen ilahi emirleri etrafında bulunanlara tebliğ eden Resulullah Efendimiz bir an geliyor ki Medine'ye hicret etmek zorunda kalıyordu. O’na ve Onun etrafında bulunan Müslümanlara yapılan eziyetlerin şiddeti gittikçe artıyordu. Bu durum artık çekilmez bir hal almıştı. O’nun müsaadesiyle Müslümanlar Mekke’den Medine’ye hicret ediyorlardı.
Hz. Peygamberimiz, Hz. Ebubekir ile beraber 622 senesinin Muharrem ayının güzel bir gecesinde Mekke'den Medine'ye hicret adımını atmışlardı.
Medine'ye yerleşen Allah Resulü (s.a.v) mübarek ömrünün son anlarına kadar Medine’de İslam'ın yayılması, insanların İslam nuruyla buluşması için çalışıp gayret etmişlerdir.
Hicretin 10. yılında 124.000 sahabiyle beraber veda haccını ifa ettikleri, Veda haccında İslam’ı özetleyip, veda hutbesinde Müslümanlara sorumluluklarını hatırlatıyordu.
Veda haccından sonra Medine'ye dönen Hz. Peygamber (s.a.v) kısa zaman sonra hastalanıyordu. Bir süre hastalığı devam ediverdi.
Altmış üç sene evvel Rebiülevvel ayının 12. gecesi dünyaya şeref veren Hz. Peygamberimiz (s.a.v), miladi 632 yılının 8 Haziran günü Hicri 11 yılının Rebiülevvel ayının bir Pazartesi günü muazzez ruhunu yüce Mevlaya teslim ediyordu.
“Allahumme refikul ala” “Allah'ım yüce huzuruna varmak istiyor” diyerek ilahi huzura kavuştu.
Allah bizleri O’nun havz-ı kevseri başında buluştursun. Ona layık ümmet kılsın. O’nun şefaatinden mahrum eylemesin.
Resulullah (s.a.v) dünyayı şereflendirmesinin 1451.Yılı vesilesiyle düzenlediğimiz;
Mevlid-i Nebi haftasını Diyanet İşleri Başkanlığı olarak bu yıl "Cami ve İrşat" temaları bağlamında kutluyoruz.
Bu haftayı Allah (c.c) âlemlere rahmet olarak gönderdiği, güzel ahlakın timsali ve bizlerin de en güzel rehberi olan Hz. Peygamberimizi hatırlamak, anlamak ve de anlatmak için en güzel fırsatlardan biri olarak görmeliyiz. Onu (s.a.v) rehber edinmek, model almak ve Onun (s.a.v) sünnetine uymak demek; adaletli, güvenilir affedici, merhametli, vefalı, hoşgörülü, sözünün eri, cömert, alçak gönüllü, dosdoğru, çalışkan biri olmak demektir. Bir diğer ifadeyle iyi bir insan ve iyi bir Müslüman olmak demektir.
Onu örnek almak demek, Onun ilmek ilmek dokuduğu ümmetinin merkezine yerleştirdiği mescidi hayatımızın merkezi kılmak, kimliğimizin,egemenliğimizin, şehadetimizin, özü tevhit olan inancımızın sembolü kabul etmek demektir. Onu(s.a.v) örnek almak demek, Allahın rızasını kazanmak için yılmadan, usanmadan, kınayıcının kınamasından korkmadan, sabırla, vakarla ama aynı zamanda yumuşak bir uslupla, nefret ettirmeden, korkutmadan, müjdeleyerek ve sevdirerek Onun(s.a.v) getirdiği ilahi mesajı, tebliği ve irşadı devam ettirmek demektir. Mevlid-i Nebi haftasının ülkemize, İslam âlemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesi ve yeniden dirilişimize vesile olması duasıyla, tüm halkımızın Mevlid-i Nebi Gecesini ve haftasını tebrik ediyorum.
Mustafa BAYTAR / Çankaya Müftüsü