Ramazan ayında çocukların inanç ve ibadet eğitiminde bu ayın ayrı bir yeri ve önemi vardır. Oruca alıştırma sürecinde ilk oruçta devamlılığı yakalamaya kadar her ailede çocukların orucu adeta bir törendir. Şimdi bu törensel boyuta geçmezden önce çocuğun manevi eğitiminden kısaca bahsetmek istiyoruz.
Çocukların her türlü eğitimlerinde ailenin önemi büyüktür. Çocuk nasıl bir aile ortamında büyür ve ne tür uygulamalara tanık olursa, ileri ki hayatını da büyük ölçüde bu eğitimine göre şekillendirir. Bu konuda Hz. Peygamberimiz: ‘’Her çocuk fıtrat üzere yaratılır. Sonradan anası,babası onu Musevi, Mecusi veya Müslüman olarak yetiştirir.’’(Buhari ; C,2_243) buyurarak çocuğun bulunduğu kültürel yapıya ve aile içindeki eğitimin önemine dikkat çekmiştir. Bu hadis ilk bakışta çocuğun hangi dine mensup olacağının aile içinde gerçekleştiğini anlatıyor olsa da çocuğun ailesinin mensubu bulunduğu dindeki ritüellere (ibadet uygulamalarına) alışma sürecine de işaret etmektedir.
Şöyle ki çocuk nasıl bir ailenin evladı olarak doğmuşsa, sonraki hayatı da yine ailenin tutumuna göre şekillenir. Eğer çocuk Hristiyan bir ailenin çocuğu ise Hristiyan geleneklerine göre, Müslüman bir ailenin çocuğu olarak doğmuşsa İslamiyetin geleneklerine göre eğitilir ve büyütülür. İşte bu gerçekten hareket eden Müslüman aileler daha çocuklarının doğumunda isim verirlerken bebeğin
kulağına okunan ezan sesi onun hafızasının derinliklerinde yer bulur ve onun dini eğitimindeki ilk adım böylece atılmış olur. Dedesi ile, ninesiyle, babası, amcası, halası, dayısı ve teyzesi ile bir bütünlük arz eden Müslüman ailenin her bireyi dünyaya gelen çocuğa küçüklüğünden itibaren milli ve manevi değerlerin önemini anlatır. Dinimizin emirlerini nasıl yerine getireceklerini uygulamalı olarak öğretir.
Çünkü atalarımız ‘’Ağaç yaşken eğilir’’ atasözü ile çok önemli bir tespitte bulunmuşlardır. Çocuğun bu ilk eğitiminde özel bir gayret göstermeksizin evdeki olup biteni gözlemlemesi bile çok mühimdir. Sözgelimi çocuk anne ve babasının günün belli vakitlerinde namaz kıldığını gördükçe önce o da anne ve babasının yanında durup namaz kılmaya başlar. Seccadenin üzerinde yuvarlanır,anne ve babasının sırtına çıkar, boynuna biner. Tüm bunlar hoş karşılanır ki çocuk namazlardan uzak kalmasın. Kız çocuğuysa namaz sırasında başına namaz örtüsü örter , erkek çocuksa babasının başındaki takkesini alıp kendi başına koyar ve onlarla aynı hareketleri yapmaya başlar. Sonra aklı kesmeye başladıkça bunun ne olduğunu sorgulayarak öğrenir. Çocuk altı-yedi yaşına gelipte açlığa biraz daha dayanabildiğinde Ramazanda kısa günlerde oruç tutturularak tam gün oruca alıştırmaya çalışılır. Bu oruç genelde hafta sonuna denk getirilir ki babası ve annesi çocuğuyla ilgilenebilsin.
Bu ilk tam gün orucunda çocuk çok özel bir gün geçirir. Oruçlu çocuk karnı acıkmaya başlayınca annesi veya babasıyla büyük aileyse ya dedesi veya abisi tarafından çocukla hoş vakit geçirilir.
Açlık iyice kendini hissettirmeye başlayınca çocuğa çeşitli iftarlıklar alınır. Böylece ilk orucunu tutan çocuk taltif edilip övgülü sözlerle gönlünü okşadıktan sonra oruca alıştırılır. Çocuk böylece oruç tutmaya teşvik edilir. Oruçlarını tutan çocuklar iftar sofrasında babaları ve anneleriyle camiye götürülür.
Ramazanda ilk oruç tutan çocukların bir başka merakı da sahurdur. Sahura kalkarak aileleriyle sahur heyecanını da yaşamayı çok arzu ederler. Sahura kalkan çocuk imsakta okunan sabah ezanıyla orucun başladığını öğrenirken oruçla beraber sabah namazıyla tanışır. O manevi hazzı da yaşar; Hasılı Ramazan,çocuklar içinde bir çok manevi güzelliklerle ,ibadet şuuruyla yetişmeleri için bir fırsata ve mektebe dönüşür.
Mustafa BAYTAR
Çankaya Müftüsü